
Her yıl yaz ayları geldiği zaman özellikle bayanlarda bir bronzlaşma sevdası başlar. Tatil bölgelerinde, havuzlarda, solaryum merkezlerinde birçok insan, bronz bir tene kavuşmak amacıyla güneşlenir. Düşünülür ki; bronz ten sağlıklı tendir. İnsan güneşlenerek derisini yeniler ve deriyi daha sağlıklı hale getirir.
Aslında gerçek kesinlikle tam da bunun tersidir. Doktorlara göre bronz ten sağlıklı ten değil, deri hastalıklarına yatkın ten anlamına gelmektedir. Güzelleşmek adına yakıcı güneş yağlarını sürüp güneşlenmek deride hasara sebep oluyor. Uzmanlara göre; bronzlaşmak; derinin güneş hasrı gördüğünün ve kendini bundan korumaya çalıştığının bir göstergesi. Bu konuda korkutucu açıklamaları olan deri hastalıkları Uzmanları; hayat boyu beş defadan fazla güneş yanığına maruz kalan insanların deri kanserine yakalanma risklerinin 2 kat arttığını belirtiyorlar. Bronzlaşma genel olarak derinin kendini korumak amacıyla renk pigmenti üretmesi anlamına geliyor. “Melanin” adı verilen koyu renk pigmenti, “melanosit” adı verilen pigment hücreleri tarafından üretiliyor. Deri güneş hasarı aldığı zaman; derinin daha fazla hasar görmesini engellemek amacıyla üretilen bu pigment, cilt renginin koyulaşmasına sebep oluyor. Güneş nedeniyle koyulaşan cilt de aslında bu nedenle hasar görmüş olduğunu gösteriyor.
Güneşin zararları
Güneşin kısa vadeli ve uzun vadeli zararları artık herkes tarafından biliniyor. Güneş yanıkları, bronzluk adı altında deri hasarı, çillenme, lekelenme, deride erken yaşlanma ve deri kanseri; güneşin verdiği hasarların bir kısmı. Bu yüzden özellikle yaz aylarında güneşten korunmak çok önemlidir.
Güneşten korunmanın en yaygın yöntemi ise güneş koruyucu kremlerdir. Güneş koruyucuları; güneşin zararlı ışınlarının etkisini engelleyen ve bu ışınları geri yansıtanlar olmak üzere iki eşittir. Yaz aylarında tatile deniz kenarlarına giderken özellikle yüksek korumalı kremler kullanarak kendinizi koruyabilirsiniz.
|
Yeni doğan bir bebek için en önemli besin kaynağı anne sütüdür. Bebeğin; özellikle ilk 4 – 6 ay boyunca ek gıda almadan anne sütü ile beslenmesi gerekir. Bebekler ilk 6 ay, ağzına verilen yiyecekleri dili ile dışarı çıkarırlar. Bunun nedeni erken dönemde verilecek ek gıdaya karşı olan bir refleks hareketidir. Çünkü bebekler 6 aydan önce ısırma, çiğneme ve yutma reflekslerini koordine olarak kullanamazlar. Böbrekleri ek gıda alımı ile gelecek olan mineral ve protein artıklarını dışarı atamaz ve başlarını dik olarak tutamazlar. Ayrıca nişastalı besinleri de net olarak sindiremezler. Tüm bunlar bebeklerde alerji ve hastalıklara yakalanmasına neden olurlar. Bu ve bunun gibi sebeplerden dolayı bebeklere ilk 6 aydan sonra ek gıda verilmesi gerekir.

Bir bebeğin ek gıda alımına hazır olduğu dönem 4 ile 6 ay arasında değişir. Bunu anlamak için bebekte fark edeceğiniz bazı değişimler olur. Eğer bebeğiniz; ağzına verdiğiniz yiyecekleri dil ile dışarı atma refleksinde zayıflık gösteriyorsa yani ağzına kaşık değmesi ile ağzını açtığı zaman dilini de dışarı çıkarmıyorsa; başını tamamen rahatça dik olarak tutabiliyorsa, emme refleksi bir sıvı içiyormuş gibi güçlendiyse, parmaklarını kullanarak tuttuğu bir nesneyi ağzına götürebiliyorsa yiyecekleri ona doğru uzattığınızda ağzını açıyorsa ve diş çıkarmaya başladıysa; bebeğiniz ek gıda almaya hazır demektir. Bu ve bunun gibi bazı belirtiler ile bebeğinize ne zaman ek gıda vereceğinizi anlayabilirisiniz.
Bebeğinizin belirtilerini kontrol edemiyorsanız veya anlayamadıysanız doktorunuzda yardım isteyebilirsiniz. Ayrıca 6 aylık olmuş sağlıklı bir bebek kesinlikle ek gıda alımına hazırdır. Eğer 6. Ayı geçirirseniz bebeğin ek gıdalara alışması zorlaşacaktır. Bu nedenle bebeğinizi çok iyi izleyip, doğru zamanda ek gıda vermeye başlamalısınız.
|